- SınavLGS
- KategoriLGS
- Okuma süresi4 dakika
- Deneme çözLGS denemesi →
- Puan hesaplaPuan Hesaplama →
Sınav kaygısı, sekizinci sınıf öğrencilerinin neredeyse tamamının bir dönem yaşadığı doğal bir tepkidir. Kalp atışının hızlanması, uykuya dalmakta zorlanma, "ya yapamazsam" düşüncesinin tekrar tekrar dönmesi; bunların hiçbiri zayıflık işareti değildir. Sorun kaygının varlığı değil, düzeyidir. Belirli bir düzeye kadar kaygı odaklanmayı artırır; eşiği geçtiğinde ise bildiğini unutturur. Bu yazıda o eşiği yönetmenin pratik yollarını ele alıyoruz.
Kaygı ne zaman zarar vermeye başlar?
Sağlıklı kaygı, sizi masaya oturtan kaygıdır. Zararlı kaygı ise masadan kaçırandır. Erteleme, denemeye girmekten kaçınma, ders çalışırken sürekli konu değiştirme, sınav gecesi uyuyamama ve sınav sırasında zihnin boşalması; bunlar eşiğin aşıldığını gösteren işaretlerdir. Bu belirtiler süreklilik kazanmışsa, çalışma programını değil önce kaygıyı ele almak gerekir. Kaygı yüksekken yapılan çalışma, harcanan süreye göre çok az kazandırır.
Kaygının bir başka yaygın görünümü de mükemmeliyetçiliktir. Her soruyu doğru yapma zorunluluğu hissetmek, tek bir yanlışın moral bozmasına ve o oturumun tamamının kaybedilmesine yol açabilir. Oysa sınavda hata payı vardır; bir yanlış sonucu belirlemez. "Birkaç soruyu yapamayabilirim, bu normal" cümlesini önceden kabullenmek, sınav anında zihni koruyan en etkili hazırlıklardan biridir.
Öğrenci için: kaygıyı somutlaştırın
Kaygı, belirsizlikten beslenir. "Ya kötü olursa" cümlesi, içi doldurulmadığı sürece büyür. Bu yüzden en etkili yöntemlerden biri kaygıyı yazıya dökmektir. Bir kâğıda tam olarak neyden korktuğunuzu yazın, ardından o durumun gerçekleşmesi hâlinde ne yapabileceğinizi de yazın. Zihinde dev gibi duran korku, kâğıtta çoğu zaman çözülebilir bir soruna dönüşür.
İkinci yöntem, kontrol edebildiklerinizle edemediklerinizi ayırmaktır. Soruların zorluğunu, diğer adayların performansını, sınav günü havanın nasıl olacağını kontrol edemezsiniz. Çalışma düzeninizi, uykunuzu, deneme sonrası analizinizi ve sınav sabahı yapacaklarınızı kontrol edebilirsiniz. Dikkatinizi ikinci gruba çevirmek, kaygıyı kendiliğinden düşürür.
Bedenden başlayan çözümler
Kaygı zihinde başlar ama bedende yaşanır; bu yüzden bedenden müdahale etmek hızlı sonuç verir. Yavaş nefes çalışması en pratik olanıdır: dört saniye burundan alın, iki saniye tutun, altı saniye ağızdan verin. Beş dakika boyunca tekrarlandığında kalp atışı yavaşlar ve zihin durulur. Sınav salonunda da uygulanabilecek, dışarıdan fark edilmeyen bir yöntemdir.
Kas gevşetme de benzer biçimde çalışır. Omuzları beş saniye kasıp bırakmak, elleri sıkıp gevşetmek gibi kısa hareketler bedende biriken gerginliği boşaltır. Bu küçük alışkanlıklar, "durumu değiştirmek için bir şey yapabiliyorum" duygusu verdiği için de rahatlatıcıdır.
Düzenli yürüyüş ya da spor, uyku düzeni ve ekran süresinin sınırlanması da kaygı düzeyini doğrudan etkiler. Özellikle yatmadan önceki son bir saatte ekranın kapalı olması, uykuya geçişi belirgin biçimde kolaylaştırır.
Sınav gününe hazırlık ritüeli
Belirsizlik kaygı ürettiğine göre, sınav gününü önceden tanıdık hâle getirmek işe yarar. Sınav saatinde deneme çözmek, çantayı bir gece önceden hazırlamak, sınav sabahının kahvaltısını önceden belirlemek, yola çıkış saatini netleştirmek; bunların hepsi belirsizliği azaltır. Deneme sınavlarını gerçek koşullara benzeterek çözmek için LGS deneme bölümünü kullanabilirsiniz.
Sınavdan bir gün önce yeni konu çalışmak yerine, bilinenleri kısaca gözden geçirmek daha doğrudur. O gün öğrenilen yeni bilgi genellikle kalıcı olmaz, ama özgüveni sarsabilir.
Sınav sabahı yapılacakların listesini önceden yazmak da işe yarar. Uyanma saati, kahvaltı, çanta kontrolü, evden çıkış saati; bunlar yazılı olduğunda zihin karar vermekle uğraşmaz ve enerjisini sınava saklar.
Veli için: azaltan değil artıran cümleler
Veli tutumu, öğrencinin kaygı düzeyini belirleyen en güçlü etkenlerden biridir. "Biz senin için bu kadar emek verdik", "amcanın oğlu kazandı", "bu gidişle olmaz" gibi cümleler motivasyon üretmez, yalnızca yük ekler. Buna karşılık "elinden geleni yapıyorsun, bu yeter", "sonuç ne olursa olsun yanındayız", "bugün neyi iyi yaptın?" gibi cümleler güvenli bir zemin kurar.
Kıyaslama, kaygının en hızlı yakıtıdır. Kardeşle, akrabayla ya da sınıf arkadaşıyla yapılan her karşılaştırma, öğrencinin kendi ilerlemesini görmesini engeller. Ölçüt her zaman çocuğun bir önceki hâli olmalıdır.
Evde kurulabilecek küçük düzenler
Sabit bir çalışma saati, dağınık olmayan bir masa, çalışma sırasında telefonun başka odada durması ve haftada bir gün tam dinlenme; bu dört basit düzen, kaygıyı azaltan görünmez bir çerçeve oluşturur. Ayrıca ailece yapılan kısa bir yürüyüş ya da yemek sohbeti, sınav konuşulmadan geçen zaman olarak değerlidir. Ev, sınavın sürekli hatırlatıldığı bir yer olmamalıdır.
Sınavın yapısıyla ilgili merak edilenler kaygıyı besliyorsa, bilgiyi doğrudan kaynağından almak rahatlatır: LGS sayfasına göz atabilir, diğer rehber yazılar için blog bölümünü inceleyebilirsiniz.
Ne zaman destek almalı?
Kaygı; uykuyu, iştahı ve günlük hayatı sürekli biçimde etkiliyorsa, okul rehberlik servisinden destek almak en doğru adımdır. Bu, sorunun büyüdüğü anlamına gelmez; aksine erken ve doğru müdahale, kaygının çalışmayı bloke etmesini önler. Rehber öğretmenler bu konuda deneyimlidir ve öğrenciyle veliye aynı anda yol gösterebilir.
Sınav kaygısı yok edilmesi gereken bir düşman değil, tanınıp yönetilmesi gereken bir tepkidir. Kontrol edilebilene odaklanan, düzenini koruyan ve evde desteklenen bir öğrenci, aynı kaygıyla sınava girse bile onu lehine çevirebilir.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yok — ilk yorumu sen yaz.
Üyelik ücretsiz — hem yorum yazarsın hem deneme sonuçların kaydedilir.